Lütfen Türkçe Versiyon için Tıklayınız >>>  Please Click for English Version >>>
Ana Sayfa Psikoterapi Hizmetleri Makaleler Çalışanlar Linkler Duyurular İletişim
Çoklu Gerçekliklerin Klinik Belirleyicileri
Ana Sayfa > Seçtiğiniz Site Kısmı > 

Aile terapistleri sıklıkla epistemolojiyi ve çoklu gerçekliklerin varlığı hakkındaki tartışmaları desteklerler, ailelerin ve aile disfonksiyonunun teorik açıklaması ve daha da önemlisi, klinik pratik hakkındaki karışıklığı göz ardı ederler. Sistem hakkında düşünenler, danışan gerçekliklerin özelliklerinin yapısına bakarlar ve terapistlere, çalışmalarındaki bu biricikliğe dikkat etmelerini önerirler.

Bu çalışmada, sadece gerçeklik hakkında danışan sistemlerinin modelleri yada bakışlarını değil; aynı zamanda terapistlerle danışanların gerçeklik modelleri arasındaki uygunluğu da göz önünde bulundurulmaktadır.

Gerçeklik modeli, bizim eylemlerimize yön veren, açıklayıcı bir sistem işlevi görür. Her birey ve aile gelişir ve bir gerçeklik modelini muhafaza eder. Bu modeli “dışarıda neler oluyor”u anlamak için yapılanan açıklayıcı tahminler ve imajlar, yol göstericidir. Hepimiz rutin olarak, içsel ve dışsal olaylardaki deneyimimizi birbirini tutan bir anlayış şekline sokarak organize etmek için, bu modelleri ya da açıklayıcı sistemleri kullanmaktayız. Sonuç olarak, gerçeklik modelleri bizim kişisel ve paylaşılan anlamlarımızı, afektif reaksiyonlarımızı, davranış örüntülerimizi ve tematik kaygılarımızı (örneğin: yakınlık, anlam ve rekabet) bilgilendirir.Bu kavram hem aile hem de ailenin üyelerine bireysel olarak uygulanabilir.

D. Kantor ve J. Neal’ın belirttiği gibi, aile ‘paradigmaları’ kavramı ailenin bağlantılı olarak gerçeklik modelini yapılandırmasıdır ve aile terapistleri için belki de en önemli kavramdır. Paradigmalar, çerçeveleyen tahminler ve aile aksiyonunun örüntüleri olarak işlev göstermektedirler. Çerçeveleyen tahminler olarak, aile üyeleri için algısal dünyanın temel özelliklerini tanımlar. Bu algısal dünyada dünyaya nasıl yaklaşılacağı, onunla interaksiyondan ne gibi sonuçlar çıkaracağı ve bu sonuçların ailenin aksiyonlarını nasıl şekillendireceği söz konusudur. Günlük yaşamın paternlerini düzenleyici işlevi ile paradigmalar; ailenin ilişkisini sosyal çevresiyle şekillendirir, her ailenin davranışını ve diğer aile üyeleriyle plan yapmasını senkronize eder ve ailenin geçmişi ile devamını korur.

Burada ilginç olan belirli paradigmaların spesifik özellikleri değil, sistem terapisi kontekstinde nasıl işlev gördüğüdür. Ampirik (deneysel) olarak ailenin paradigmasını bilmek, ailenin sosyal çevresi ile kurduğu ilişki tiplerinin - geniş aile ile, komşuluk ile ve psikiyatri hastanesi gibi organizasyonlarla- tahmin edilmesine yardımcı olmaktadır. Terapistin bireysel paradigmasını yada gerçeklik modelini bilmek de benzer şekilde ilişki tiplerini kestirmesine yardımcı olur. Önemli olan, spesifik olarak yanlış şekilde eşlemelerin danışanlar ve terapi sürecine yaptığı olumsuz etkilerdir.

Sonuçta, danışanla terapistin gerçeklik modelleri arasında ortaya çıkmamış bir uyumsuzluk meydana gelirse ve çözüm terapistin versiyonunun lehine olursa — terapistin danışanın gerçeklikleriyle ilgi versiyonu da dahil- her zaman potansiyel olarak olumsuz ve zor ulaşılan danışan sistemi üzerinde fark edilmeyen etkiler olacaktır. Bu, eğer terapist onların perspektifteriyle ilgili sınırlılıklarına saygılı olursa ve farklı gerçeklik versiyonlarının aile içinde ve kendileri ve aile sistemi arasındaki potansiyel uyumsuzluklarına dikkat ederlerse çözebilecekleri bir durumdur.

 

 

Email listemize üye olarak, Psikoterapi ile ilgili gelişmeler hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz...
Email:
Copyright © 2009 İfti Psikoterapi